1 Aralık 2010 Çarşamba

MİM

Benim gibi iki üç kelime yazmakla yetinen bir blogcuyu bile mimlediler, evet:)Sevgili Ebruli Günce'nin Mim'i beni düşünmeye sevk etti, ona çok teşekkür ediyorum, sevgilerimi yolluyorum:)

En sevdiğiniz kelime: Umut
En sevmediğiniz kelime: Olmaz!
Ne sizi heyecanlandırır: Çok güzel bir haber almak
Heyecanınızı ne söndürür: Karamsar konuşmalar
En sevdiğiniz ses:  Rüzgarın ağaçları hışırdatması
En sevmediğiniz ses: Mekanik sesler
Hangi mesleği yapmak istersiniz: Veterinerlik
Hangi doğal yeteneğe sahip olmak istersiniz: Işınlanmak(umarım ilerde doğal bir yetenek olur)
Kendiniz olmasaydınız kim olmak isterdiniz: Onca deneyimden sonra kendim olmayı yeğlerim başka birinin yerinde olmak istemem.
Nerede yaşamak isterdiniz:New York (ama değişebilir)
En önemli kusurunuz: Sinirlenince ağzıma geleni söylemem.
Size en fazla zevk veren kötü huyunuz: Tatlılar
Kahramanınız kim: Batman (şehir olan değil):)
En çok kullandığınız kötü kelime: Belirli bi kelime aklıma gelmiyor çünkü sürekli değişir:)
Şu anki ruh haliniz: Kıpır kıpır:)
Hayat felsefenizi hangi slogan özetler: Ne ekersen onu biçersin.
Mutluluk rüyanız nedir: Tüm sevdiklerimin ve benim mutlu ve sağlıklı ve güvende olmamız:)
Sizce mutsuzluğun tanımı nedir: Başının üstünde duran, güç bulduğunda kolaylıkla dağıtabileceğin kara bir buluttur.
Nasıl ölmek isterdiniz: Ardımda iyi şeyler bırakarak.
Öldüğünüz zaman cennete giderseniz Allah' ın size ne söylemesini isterdiniz: Hoşgeldin, sana ve ailene ayrılan kısım şurası, aç mısın? :)))

19 Kasım 2010 Cuma

İRAN (ACEM) HALILARI NEDEN ÇOK DEĞERLİ?


İran Halıları dünya çapında ünlü halılar. Hatta denilebilir ki (ülkemiz de halılarıyla ünlü bir ülke olmasına rağmen) dünya çapında en ünlü halılar İran halılarıdır. Desenlerine bakınca neden bu kadar ünlü oldukları anlaşılıyor. Sık dokunmuş İran halıları göze oldukça hoş geliyor. Bu sık dokunma özelliği çok ince desenlerin bile halıya işlenmesini sağlıyor. Adeta halı deseni değil de incecik bir fırça ile yapılmış bir tablo gibi ince ve detaylı modeller.
Özellikle ipek iran halısı denilince biraz durmak gerekiyor. Son derece pahalı olan bu halıların fiyatları orta derecede bir servet deyim yerindeyse. Ancak gerçekten de değiyor. Tabi bu kadar büyük bir serveti yere serip üzerine basabilebilir mi bir insan bilmiyorum. Genel olarak değerli halılar koleksiyoncular tarafından toplanıyor tabi ev kullanımı için de üretilen iran halıları mevcut.



9 Kasım 2010 Salı

Eskilerden

Evi düzenlerken bulunan saç kıvırma aleti, çok eski zamanlardan, sanırım 1980 li yıllarda annem kullanmış. Ne yazık ki derecesi olmadığından ısındığında saç yakma riski yüksek.
Bunlar da İngilizce öğrenmeye başladığım senelerde alınmış İngilizce kitaplar. Basit bir dille yazılmış olsa da göz atmak çok eğlenceli olacak:)

7 Kasım 2010 Pazar

Şerbet

Tavuklardan kırmızı olan yeni tavuğum, Şerbet. Şerbetimi ilerde kuluçkaya yatırmayı düşünüyorum. Çünkü çok uslu ve güzel bir tavuk, henüz yumurtlamadığı için yumurta verimini bilmiyorum.  Bakın başında yelpaze gibi bir şey var.
Şerbetimin cinsini bilen varsa ve bana yazarsa sevinirim. Belki başında küçük yelpaze olan tavukların özel bir adı vardır.

5 Kasım 2010 Cuma

Çok fazla bahane olmasa bile kitap okumamak:)

3 haftadır çeşitli bahaneler bularak okuyamadığım,  hatta hiçbir işim olmasa da okuyamadığım kitap: Uçurma Avcısı. Konu muhteşem, anlatım desen oldukça akıcı, bu kitaba bir günümü ayırıp kitabı bitireceğim.
Bunlar da sıradaki kitaplarım, uslu uslu bekliyorlar.

3 Kasım 2010 Çarşamba

Bronz Adam Devri

Demokratlar kaybetti. ABD’de Başkan Obama liderliğindeki Demokratlar, 1938’den beri en büyük araseçim bozgununa uğradı. Temsilciler Meclisi’ni Cumhuriyetçilere kaptıran Demokratlar, Senato’da ise koltuk kaybederek çoğunluğu korudu.

ABD’de yeni aktör Cumhuriyetçilerin parlayan yıldızı ise Temsilciler Meclisi Başkanı olmaya hazırlanan John Boehner oldu. Zafer konuşmasında ağlayan ‘Bronz Adam’ (Tan Man) lakaplı John Boehner, Ermeni soykırım tezlerine karşı çıkmıştı. 

Kaynak:Gazeteler

Şifa Niyetine- Çörekotlu Tuzlu Kurabiye

Hamur için:
1 avuç dolusu dövülmüş çörek otu
1 yumurta
1 su bardağı süt
100 gram margarin(sıvı yağ da olur)
2 çay kaşığı karbonat
alabildiği kadar un( elde şekil alabilecek ve ele yapışmayacak kadar sert olmalı)

üstüne:
1 yumurta sarısı
ve 1 avuç kadar dövülmüş çörek otu

Bence deneyin, içine istediğiniz kadar çörek otunu döverek hamura katın ,tadı acı olmuyor, aksine güzel kokuyor. Hem de şifalı, çörek otu için 'Ölüm dışında her şeye devadır' derlermiş. Özellikle vücuttaki virüslere ve öksürüğe birebir.

1 Kasım 2010 Pazartesi

Tavuk Notları 2


Kendi deneyimlerimden derlediğim tavuk notlarımı yazmaktan gurur ve onur duyarım.

-Tavuk sayınız çoksa (örneğin 10 dan fazla ise) ve aralarında yem kavgası yaşanıyorsa, yemi birkaç yere atın, kavga en aza inecektir.

-Tavuk sayısı fazlaysa ve tavukların yatma yerleri darsa tavuklar yer kavgası yapacaktır. Tavuk sayısına göre yatacak kısmın genişletilmesi gerekir.

-Tavuk yumurtlamaya başlamışsa folluktaki yumurtaların hepsini almayın, bırakacağınız yumurtalar tavuğu daha çok yumurtlamaya motive edecektir.

-Elle temas, sık sık yakalamak tavukların hoşuna gitmiyor ve hırçınlaşıyorlar.

-Tavukların hisleri çok kuvvetli, bazı yönlerden aptal gibi görünebilirler ama niyetinizi ve onlara ne kadar yararlı olduğunuzu biliyorlar ve unutmuyorlar.

-Tavuklara sert ses tonu ve sert vücut diliyle yaklaştığınızda bir süre sizden uzak dururlar, her zaman telaşsız yaklaşmak lazım.

-Tavukların sularını her gün değiştirmek çok önemli, suluk açık alandaysa hasta güvercinler suyu kirletebilirler, bu da tavukların hastalanmasına neden olur.

-Tavuk yemlerini farelerin ulaşamayacağı yerlerde tutmak lazım, çünkü farelerin temas ettiği yemleri yiyen tavukların hastalanma riski yüksek.

-Çok fazla mısır tüketen tavuklarda yağlanma oluyor, yumurta sayıları düşüyor.

-Kümese yeni gelen tavuk diğer tavuklarla kavga ediyorsa, bu kavga sağlıklarına zarar veriyorsa, yeni gelen tavuğu, birkaç gün diğer tavukların da göreceği (ki alışsınlar) bir bölmede korumak, suyunu yemini eksik etmemek, birkaç günün sonunda kümese katmak en iyisi. Kümese katma gece yapılmalı.

-Uyum preblemini baştan çözmek için yeni aldığınız tavuğu kümese geceden koyun, tavukların gece görememe gibi bir özellikleri olduğu için yeni tavuğu ancak sabah görebileceklerdir. Beraber uyumuş oldukları bu yeni tavuğa ise alışmaları kolay olur. Kümese gündüz konan tavuklarla mevcut tavuklar arasında problem olabilir, geceden kümese sokmak hızlı bir adaptasyon sağlıyor.

Bunlar sadece şu an aklıma gelenler, sürekli eklemelerim olacak, görüşmek üzere.

31 Ekim 2010 Pazar

DEFNE AĞACI


Defne (laurus nobilis) : Defnegillerden yaprakları güzel kokulu ve yaz kış yeşil olan ağaçtır. Boyu 2 metre kadardır. Akdeniz kıyılarında yetişir. Meyveleri yuvarlaktır. Rengi siyahımtıraktır. Yapraklarından yeşil renkli bir yağ çıkarılır.
Faydası : Terletir, ateşi düşürür, vücuda rahatlık verir. İdrar ve adet söktürür. İştah açar, Hazmı kolaylaştırır. Sinir ağrılarını (nevralji) dindirir. Yağı bazı merhemlerle karıştırılır. Baharat olarak da kullanılır. Hamileler kullanmamalıdırlar.
Kaynak: http://www.sagliksifa.com/

Bugün bahçede 3 ayrı yere defne tohumu diktim, hani şu küresel ısınma karşıtı hareketleden biri var ya, bulduğun her tohumu toprak altına ekmeni salık veren,  kendi bahçemizde uyguladım bunu.


Hatay-Antakya'da defne meyvesinden sabun yapılıyor. Sonradan araştırdığımda gördüm ki defne besin olarak da çok faydalı, hatta yaprağı baharat olarak kullanılıyor.  Kokusu eşsiz. Doğal dengenin korunması için  bulduğunuz herhangi bir tohumu toprak anaya teslim etmek en akıllıcası.

İyi Huylu Kızım

Kümeste yeni olduğu için henüz utangaç olan yeni kızımın henüz fotografını çekemedim, fakat bu fotograftakinin daha kızıl bir tonu. Yeni gelen Çin  tavuğuysa 3 aylık horozumun gözünü oymakla meşgul, çok üzgünüm bugün, tek istediğim diğer tavuklara uyumlarının daha kansız olması. Umarım beni artık daha fazla üzmezler. Horozumun yaralı gözünü gördükten sonra dün gece uyuyamadım. Sabah 5'te kümesi açtım fakat kavgaya ölesiye öldüresiye devam ediyorlardı. 3 aylık hint horozu ve Çin tavuğum bitmek bilmeyen kavgalarıyla beni çok üzdüklerinin farkında değiller. Onlar birbirlerini her ısırdığında benim canımdan can gidiyor, mecburen ayrı yerlerde tutuyorum ama bu da birbirlerine alışmalarını geciktiriyor.  Horoz dövüşçüleri bir canın diğerine böyle işkence etmesini nasıl izliyorlar anlam veremiyorum.
Neyseki bu akıllı kızımız kavgalara hiç karışmıyor, çok asil ve mağrur. Biraz olsun içimi rahatlatıyor.

30 Ekim 2010 Cumartesi

Kavga dövüş hır gür:)


Kümese yeni gelen tavuk, eskilerin kaşını gözünü patlattı, 3 aylık horozumun gözü Rocky filmindeki boksörlerin gözleri gibi kanlı ve şiş. Okuyanınız varsa daha önce bu tavuğun tıpa tıp aynı görünümlüsü yine kümese çok zor alışmıştı, acaba bu uyumsuz bir cins midir nedir. Diğer tavuklar bu tavuğa saldırınca, o da boş durmadı kafa göz patlattı tam anlamıyla. Hemen kümes dışında bir yere almak zorunda kaldım, yoksa birbirlerini öldüreceklerdi, birazdan kümese koyacağım, umarım her şey yolunda gidecek.

1971 Basımlı Manyak bir Kitap:)

İNSANI ÇEHREDEN TANIMA SANATI
Kitabına göre  insanlar yüz ve vücut şekillerine göre, ahmak, salak, hafif akıllı,zeki, iyi kalpli olarak ayrılabiliyor. Mesela büyük ve enli bir alna 'hastalıklı ve fesat' demiş, ellerini fazlaca sallayanlara ise 'ahmak'. Okurken hem güldüm, hem de anlamsız geldi doğrusu.  Kitabı evi temizlerken bulduk, annemin aldığı 1971 basımlı kitabı. Önsözüne göre, o dönemin fransız psikolog ve psikiyatrları hazırlamış, Nuri Tezcan derlemiş. Birkaç sayfasını fotoğrafladım, size uyup da hakaret içeren yorumlara aldırmayınız:)))))))




Burda, ellerini fazla sallayanlar salak oluyor:)))

Karna göre yorumlara bakarsak pek çok insan ahmak ve kötü huylu:)
Burda da boynun uzun olsa bir dert, kısa olsa daha da dert:)

Bal renkli saçlar: Manasız insanlarda bulunurmuş!!!!!!:))))
*****İnsanları tanımak için çehreden tanıma kitabına bakmaya gerek olmaz inşallah:))

28 Ekim 2010 Perşembe

Büyüleyici Ayva

Ayva doğası gereği reçel yapılsa bile şeklini koruyor. Diğer reçeller gibi akşamdan şekerle bekletip, sabahında pişiriliyor. Tatlı yerini tutabilir.

27 Ekim 2010 Çarşamba

Haber Saati

Neden derdim, neden haberleri dinleyince ağlıyor ananem? Küçükken bu soruya yanıt bulamazdım, neden Endonezyadaki depremde ölenler için hüngür hüngür ağlıyordu? Şimdi biliyorum, onun ağladığı insanların ölebildiği gerçeğiydi, dünyanın dört bir yanında olduğu gibi çevresindeki insanları, yakınlarını kaybedebilirdi. Her şey bir gün bu dünyadan elini ayağını çekip ayrılmak üzere yaratılmıştı. Bu düşünce onu deli ediyordu, şimdi anlıyorum neden ağladığını.

26 Ekim 2010 Salı

YENİ GÖZDEM: SOĞAN ÇORBASI

SOĞAN ÇORBASI(4 kişilik)
4 su bardağı su
2 iri soğan
1 iri domates
1 küçük patates
2 çorba kaşığı un
2 çorba kaşığı zeytinyağı, 1 çay kaşığı tereyağ
tuz,karabiber

Tenceredeki 4 su bardağı suyun içine soğan,patates ve domatesi doğrayarak koydum. O sırada sen tut diziye dal, neyseki altını kısmışım 1 saat güzelce haşlandı. Ama kıvamı çok iyi duruma gelmişti. Tuz karabiber ekledim. Küçük el robotuyla bu karışımı çektim. Başka bir tavaya yağı ekledim, yağa unu ekleyip kavurdum, iyice kavrulan una çorbayı ekleyip karıştırarak kaynattım. Eğer karışım katı olursa kaynamış suyla seyreltebilirsiniz.
Afiyetler ola efem.

24 Ekim 2010 Pazar

BÖREK, MANTI, KÖFTE, PASTA

  Bloguma eklemeyi düşündüğüm börek, mantı, köfte ve pasta fotograflarnı ekleyemiyorum. Çünkü bütün bunları yapacak zamanım var, fakat piştikten ve masayı hazırladıktan sonra diğer odaya gidip fotoğraf makinasını alacak sabrım yok, oburum ben obur. Masa hazırdı,  muhteşem bir masaydı, çorba ,salata, köfte börekler, çörekler, mantı...Yine fotoğrafları çekemeden hepsi tükendi...:)Sabırsızsın sabırsız, obursun işte.

23 Ekim 2010 Cumartesi

Dinle


Babaannemi çok küçük yaşlarımdan beri çok az görüyordum, açıkçası nasıl biri olduğunu bile hatırlamıyordum. Çünkü biraz uzakta yaşıyor, senede belki bir kez görüyorumdur, o da birkaç saatliğine.  Kolundan ameliyat olması nedeniyle  1-2 haftalığına bizim evde kalıyor. Şimdi onu yeni yeni tanıyorum, merakla inceliyorum her hareketini. Öğrendiğim en belirgin özelliği her duygu ve düşüncesini en az 10 cümleyle anlatıyor olması:)

Yemekler, börekler, pastalar yapıyorum ona, bu çok konuşan tatlı küçük lokuma. Yaşadığı her detayı anlatıyor bana, bilmemi istiyor sanki. Bıkmadan dinliyorum onu, ne de olsa yılların boşluğu var aramızda, konuşup, dinleyip  doldurmamız gereken.

21 Ekim 2010 Perşembe

Kuaför Sadakatsizi

     Çok sevdiğim bir arkadaşımın ismi olması itibari ile olsa gerek 'Handan' ismi bana güven verir. Bugün ismi 'Handanca' olan bir kuaför görüp içeri dalmamın nedeni de bu sanırım. Yeni kuaförümün konforlu koltuğuna sırtımı dayar dayamaz sıcak sohbetimiz başlıyor. Hatta tanıdıklar kişiler tanıdık sokaklardan bahsediyoruz,  derken saç rengimdeki kararsızlığımı ona açıyorum. O ise 'sen siyah veya kızıl kadını değilsin, kumral olmasın, kumral senin doğal rengin sanki' diyerek kafamı iyice karıştırıyor:)

     Bugüne kadar her girdiği kuaföre 'Artık benim kuaförüm sensin' diyen, ve defalarca kuaför değiştiren ben, Handan'a 'Yaşasın, sen kesinlikle benim yeni kuaförümsün, yakında görüşürüz' diyerek ayrıldım ordan. Aslında her dediğimde gerçekten inanarak söylüyorum bunu, fakat işte başka bir kuaförle aldatıyorum kuaförümü. Hayır acı da çekmiyor değilim bu aldatma için. Karısını defalarca sevgilisiyle aldatıp ,sevgilisini de başka bir kadınla aldatan kocalar gibi hissediyorum. Ama yok yok, ben kuaförümü buldum, Handan artık benim yeni kuaförüm. Evet evet kesinlikle öyle...
:)

Güzel

Bu fotografı tesadüfen gördüm bi sitede, saç kesimi çok hoşuma gitti. Saç rengi de güzel. Böyle olabilir belki saçım.

20 Ekim 2010 Çarşamba

Kararsız.


Saçlarını 'kesinlikle' siyaha boyamaya karar veren, sabah olunca 'kesinlikle' kızıla boyamayı düşünen birileri daha varsa bu dünyada, tanışsak ne güzel olurdu:)